English Kurdi Türkçe
251 93 00

Kadına yönelik şiddette kamu davası kırmızı çizgimiz

24.08.2017

Kardelen Kadın Evi tarafından düzenlenen İstanbul Sözleşmesi panelinde konuşan Avukat Hülya Gülbahar, İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan Türkiye’nin 3 konuda çekince koymak istediğini belirterek, “Türkiye kadına yönelik şiddetin kamu davası olmaması gerektiği yönünde çekince koymak istedi. Kadın şikayet etmeyebilir. Ama kadın şikayetçi olmasa bile kamu davası sürmek zorundadır. Bu bizim vazgeçilmez kırmızı çizgimiz. Bundan geri adım atmayacağız” dedi.

Kardelen Kadın Evi, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin ilk imzalayıcılarından olan Türkiye’nin İstanbul’da imzaladığı İstanbul Sözleşmesi’ne dair panel düzenledi. Bağlar Belediyesi Konferans Salonu’nda düzenlenen panele, Avukat Hülya Gülbahar, Bağlar Belediyesi Eşbaşkanı Birsen Kaya Akat, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikaları Daire Başkanı Yüksel Acer Aslan, KJA aktivistleri ile  Diyarbakır’da bulunan kadın kurumlarında çalışan yüzlerce kadın katıldı.

‘Başarı tüm kadınların olsun’

Panelin açılış konuşmasını yapan Bağlar Belediyesi Eşbaşkanı Birsen Kaya Akat, İstanbul Sözleşmesi’nin bir Avrupa sözleşmesi olduğunu ve kadına yönelik her türlü şiddete dair önlemler alan bir sözleşme olduğunu söyledi. Akat, “Dünyanın her yerinde kadına yönelik şiddet vardır. Ancak Ortadoğu’da kadınlar şiddetin en büyüğünü yaşıyorlar. En büyük örneği DAİŞ’in kadınlara yaptığı zulümdür. Kadınlar köle pazarlarında bu çeteler tarafından satıldı. Biz bunu kınıyoruz. İslamiyet adına bunu yaptılar. Ancak bunların İslamiyet ile bir alakaları yok. Biz hep birlikte birbirimize güç vermeliyiz. Kadına olan şiddeti bu gün bu bileşenle tartışıp bilinçlendirme çalışması yürüteceğiz. Kazanılmış haklarımızı bugün burada konuşacağız. Kadının birbirinden aldığı güçle ve güçlü bir örgütlenme ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Başarı tüm kadınların olsun” dedi.

‘Kadınların girişimiyle Avrupa Konseyi ortaya çıktı’

Daha sonra panelist olarak konuşan Avukat Hülya Gülbahar, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili bilgilendirme yaptı. Kadınlar olarak kadına karşı şiddetle mücadele edildiği hakların arandığını ifade eden Gülbahar, kadına yönelik şiddet kavramının Uluslararası hukuk formuna 1993 yılında girdiğini söyledi. CEDAV’ın tüm dünya kadınlarının anayasası olduğunu ancak içinde şiddete dair hiçbir söz olmadığını kaydeden Gülbahar, “Türkiyeli kadınlar olarak AB’nin bir çok uluslar arası sözleşmesi var ancak kadına yönelik şiddete dair bir sözleşmesinin olmadığını gördük. Kadınların girişimiyle Avrupa Konseyi Sözleşmesi ortaya çıktı. Avrupa Konseyi’nin sözleşmeden önce bir çok kararı var. Erken yaşta evlilikler, kadın cinayetleri, kadınların cinsel organının sakatlanması yani kadın sünneti gibi bir çok konuda karları var” ifadelerinde bulunarak Avrupa Konseyi hakkında bilgi verdi.

Dünyanın ilk ve en kapsamlı sözleşmesi olduğunu ifade eden Gülbahar, “Mücadele ediyoruz ki bu sözleşme tüm dünyada uygulansın. Avrupa Konseyi tüm dünyada uygulanması için diğer ülkeleri de sözleşmeyi imzalamaya davet ediyor. Tüm dünya imzalarsa bu dünya kadın sözleşmesi olacaktır. Avrupa Konseyi ve kadın hareketi bunun dünya sözleşmesi olmasını istiyor” dedi.

‘Kadın şikayetçi olmasa bile kamu davası sürmek zorunda’

Türkiye’de her gün en az 5 kadının katledildiğini ifade eden Gülbahar, devletin bu sorunlarla ilgilenmediğini ifade etti. Türkiye’de yeni bir şiddet yasasının tartışıldığı bir dönemde Avrupa Konseyi’nin imzalanması yönünde çalışmalarının olduğunu ifade eden Gülbahar,  Türkiye’nin kadına yönelik şiddette zedelenen itibarını kurtarmak için Avrupa Konseyi’ni İstanbul’da imzaladığını söyledi. İstanbul’da imzalandığı için adı İstanbul Sözleşmesi olduğunu ve tarih boyunca böyle kalacağını dile getiren Gülbahar, sözleşmeyi hazırlarken çekincelerini koymak istediklerini ifade etti. Gülbahar, “Türkiye 3 konuda çekince koymak istedi. Bunlardan en önemlisi kadına yönelik şiddetin kamu davası olmaması gerektiği yönünde çekince koymak istedi. Kadın şikayet etmeyebilir. Ama kadın şikayetçi olmasa bile kamu davası sürmek zorundadır. Bu bizim vazgeçilmez kırmızı çizgimiz. Bundan geri adım atmayacağız. Diğer kırmızı çizgimiz arabuluculuk ve uzlaştırmadır. Orada bir şiddet varsa şiddet uygulayanla şiddet gören arasında uzlaşma sağlayamazsınız dedik. Ve bu mücadeleden sonra sözleşme çekincesiz imzalandı” dedi.

Bu sözleşmeyi imzaladıklarını ancak bu sözleşmenin uygulanması için Türkiye’de bir kanun çıkarılması gerektiğini kaydeden Gülbahar, uygulama kanunun bir türlü çıkarılmadığını ifade etti. “Bu sözleşmede yalanlarını asla dinlemeyeceğiz” diyen Gülbahar, “Usulüne göre kabul edilen sözleşmeler resmi gazete yayınlandığında yürürlüğe girmiştir. Anayasanın 90. maddesine göre usulüne göre imzalanan sözleşmeler iç hukuk sözleşmesidir. 6284 sayılı şiddet kanunu uygulama kanunudur.

Avukat Hülya Gülbahar’ın İstanbul Sözleşmesi’ne dair yaptığı sunumun ardından panel kadınların soruları üzerine tartışmalar ile devam etti. Tartışmaların ardından panel sona erdi.